Yazılıpta gönderilmeyen mesajlarımın arkasından sadece havasını alsın gazı kesilsin diye attığım küçük anlamsız kelimeler. Sen istemediğin için çıkarıp attığım anlamlar ve işte senin açıp baktığında posası kalmış, yitirilmiş aman bende kalmasın denilen bir kaç cümle. Cevaba bile ihtiyacı yokmuş gibi hal ve tavırlarım. Zaten başlayıpta asla bitiremeyeceğin kadar takılı kaldığın kelimelerde asılı kalıyorum. Malesef yine boş atıp dolu tutamıyorum.
Thursday, 12 March 2015
kac gundur, uykusuz gozlerim. geceleri uyumak yerine, sana uyuyorum. kac bahardir asktan mahrum yuregim.. kendimi sevmek yerine seni seviyorum. cok degil inan senin icin. basimdan ne ruzgarlar esti. poyrazlara, karayellere, karayaslara durdum. ne sevdalar omrumu tuketti.. ne sarkilar, ne masallar, ne yalanlar duydum ben hep buydum boyleydim..bir tek sana yetemedim..yolunu kaybedip dunyaya dusmus bir meleksin..bana beni sevme diyorsun..yok boyle birsey.vazecerim saniyorsan kendini kandiriyorsun..vazgecilir mi senden! yok boyle bir sey.. nasil olsun, nasil olsa gecer diyorsan.. gecmez bir tanem, vazgecmez yuregim. sen orada durdukca, pes etmez yuregim yar...yok boyle bir sey. basimdan ne ruzgarlar esti poyrazlara, karayellere, karayaslara durdum. ne sevdalar omrumu tuketti.. ne sarkilar, ne masallar, ne yalanlar duydum ben hep buydum boyleydim..bir tek sana yetemedim.. yolunu kaybedip dunyaya dusmus bir meleksin.. bana beni sevme diyorsun..yok boyle bir sey. vazecerim saniyorsan kendini kandiriyorsun.. vazgecilir mi senden! yok boyle bir sey.. nasil olsun, nasil olsa gecer diyorsan.. gecmez bir tanem, vazgecmez yuregim. sen orada durdukca, pes etmez yuregim yar...yok boyle bir sey.
Dene-me Yanıl-ma
Karandan koptuğumda denizlere attım kendimi...Çok fırtınalar gördüm, çok akıntılara kapıldım. Girdaplara dolandım, battım. En derini de gördü gözlerim, en sığ yerleri de. Bazen mağaralara saklandım. Bazen açık denizlerde yunuslarla oynaştım. Deniz kızlarına inandım ama hiç rastlamadım. Batan gemileri, sular altında kalmış şehirleri gezdim. Boğulurken çırpınan insanları seyrettim. Nasıl da önemliydi nefes almak anladım. Hayatta kalmak adına çırpınmak, insanın her daim kendi kendine açtığı savaş, evet yaşamak yaşamaya çalışmak olmalı. Ama en çok barışmaları sevdim. Affetmek hep yaptığım bir şeydi ama bir kez olsun affedilmek istedim göklerde dolaşan o yüce varlıktan. Karanlık bir köşede hayaller kurdum, zamanı geçse de acımasın ekşimesin diye salamura ettiğim hayallerimi bir kavonozun içine yerleştirdim. Gün olur kapağı açılır keskin bir koku yayılır etrafa. Olmuş mudur acaba? Biraz daha zaman biraz daha sabır gerek açlıktan ölmezsek. İnsan yalnız kalabilir mi? Aşk olmadan yaşayabilir mi? Tatsız tuzsuz bir yemek gibi, beğenmedim bu fikri. Kopan buz dağlarında ayrı düşen sevgililerle tanıştım. Hiç birinin canı benim kadar yanmıyordu. Hayret!!! Eriyen buzla birlikte eriyordu aşkları, özlemleri, unutuyor ve unutuluyorlardı. Yeni bir buz prensi bulup yeniden aşık olabiliyorlardı. Zamanla akıp gidiyorlardı. Ben de deneyebilirim. Bermuda üçgeninin tam ortasında durup bir şeyleri kendime çekebilirim belki. Aslında gerekte yok hayran hayran bakışlar seziyorum üstümde. Bana doğru açılmış kollar görüyorum. Başını döndürebildiğim erkekler ısrarla hayatıma dahil olmak adına kapıyı açmamı bekliyorlar. Halimden memnunum evde yokum. Elimin tersiyle itiyorum. Dalıp dalıp çıkıyorum nefesim yettiğince. Gel-git'ler başlıyor sular çekiliyor içimde. Sonra güneş batıyor. Kendimi bırakıp öylece yıldızları izliyorum. İkimiz için de bir tane tutuyorum. Hangisini seçsem kayıyor, dilekler çoğalıyor. Dur bekle bu sefer gitme, düştüğün yere kadar kaçırmadım gözümden avucumdasın. Az daha bekle, beni düşünme avucumdaki yıldızla yakında vuracağım kıyıya...
Closed
Kolay değildi ağırlamak davette bulunulmayan bir adamı. Bir kahve mi tek bahanesi aman ne komik. Çok geç kaldınız son vapur kalktı limandan. Uzaklaştı sahilden küçüldükçe küçüldü gözden kaybolurken.
Gözümden akan son damla da aldırmadı, düştü. Dalgaların ıslattığı kayalarda çok küçük kaldı belki de hep bu yüzden gözünden kaçtı. Neler var hayatta öyle değil mi, ne büyük acılar, ben yüzyıl ağlasam yine küçüğüm gözünde çok küçük... Benim sensizliğim yer etmiyor dünyanın kötülüğünde. Unut, çıkar aklından olmayanı. Yaşamak mı gerek yine de, belki de. Yaşanacak çok şey olmalı, kaçırdığım kimbilir kaç tren kaç otobüs beklemeden gitti.
Oysa karşımda oturan şu adam. Bırak bunu da kaçırayım. Çünkü sen git artık derken gerçekten bunu istedim. Asla kullanmadığım mantığıma uyması değiştirmez hiçbir şeyi. Olmadı işte yine olmadı parçaları bana uymadı. Aşk ona yakın bana uzaktı...
Sorun kahve de değildi aslında. Kim içindi ki bunca çaba. Sana kabaran bir şey yok sadece falımda. O olsaydı ah olsaydı kahve Yemen'den de gidilip alınırdı da. Sen boşver beni arkana hiç bakma.
Gözümden akan son damla da aldırmadı, düştü. Dalgaların ıslattığı kayalarda çok küçük kaldı belki de hep bu yüzden gözünden kaçtı. Neler var hayatta öyle değil mi, ne büyük acılar, ben yüzyıl ağlasam yine küçüğüm gözünde çok küçük... Benim sensizliğim yer etmiyor dünyanın kötülüğünde. Unut, çıkar aklından olmayanı. Yaşamak mı gerek yine de, belki de. Yaşanacak çok şey olmalı, kaçırdığım kimbilir kaç tren kaç otobüs beklemeden gitti.
Oysa karşımda oturan şu adam. Bırak bunu da kaçırayım. Çünkü sen git artık derken gerçekten bunu istedim. Asla kullanmadığım mantığıma uyması değiştirmez hiçbir şeyi. Olmadı işte yine olmadı parçaları bana uymadı. Aşk ona yakın bana uzaktı...
Sorun kahve de değildi aslında. Kim içindi ki bunca çaba. Sana kabaran bir şey yok sadece falımda. O olsaydı ah olsaydı kahve Yemen'den de gidilip alınırdı da. Sen boşver beni arkana hiç bakma.
Evet...
Bir parfüm şişesi kapalıyken anlaşılmaz kokusu. Kapağını açmak gerekir, odaya yayılan o mis gibi kokunun tadına varmak gerekir değil mi?
Benim hayattan zevk almam içinde kapandığım bu evden çıkmam gerekir. Hava almasın diye kapattığım her yanımı açmam gerekir. Bir parfüm şişesine kapattığım ruhumu özgür bırakmam gerekir.
O zaman bundan sonra evimde perdelerimi açıp güneşin doğuşunu batışını kaçırmamalıyım. Hava durumunu televizyondan öğrenmek yerine camları açıp havanın soğukluğunu ya da sıcaklığını hissetmeliyim. Kendimi eve hapsetmemeliyim. Ne kadar şanslı olduğumu farketmeliyim.
Farkettikçe kabuğuma sığamıyorum. Evet, artık tüm hayırları evet yapma zamanı... Evet, artık dışarı çıkma zamanı...
Nokta
Bir kaç bir şey söyledim.
Canın sıkılmış olmalı
Bu halimden nefret edebileceğin kadar bu haldeyim.
Artık değişme zamanı.
3 noktayla bitirilmiş hiçbir cümlen
kesmiyor beni artık.
Çok dokundu biliyorum.
Seni anlamaya çalışmıştım oysa.
Ama seni neden bir türlü anlamadığımı;
Anlaşılacak bir yanın olmadığını anladığımda anladım.
Ve unuttum bir başkasını anımsarken unuttum işte.
Sense hala seni unuttuğumu sindiremedin.
Tüm sinirin ondan.
Üzülme boşuna ben ne baharlar yaşadım senden sonra.
Asla düşünmediğin bir şeydi bunu da biliyorum ama yanıldın.
O yıkılmaz egon nasıl da kavruluyor şimdi kendi yağında.
Bundan sonra anlatacağın hiç bir şeyi dinlemek istemiyorum.
Ama ille de anlatmak istiyorsan küllahıma anlatırsın...
Canın sıkılmış olmalı
Bu halimden nefret edebileceğin kadar bu haldeyim.
Artık değişme zamanı.
3 noktayla bitirilmiş hiçbir cümlen
kesmiyor beni artık.
Çok dokundu biliyorum.
Seni anlamaya çalışmıştım oysa.
Ama seni neden bir türlü anlamadığımı;
Anlaşılacak bir yanın olmadığını anladığımda anladım.
Ve unuttum bir başkasını anımsarken unuttum işte.
Sense hala seni unuttuğumu sindiremedin.
Tüm sinirin ondan.
Üzülme boşuna ben ne baharlar yaşadım senden sonra.
Asla düşünmediğin bir şeydi bunu da biliyorum ama yanıldın.
O yıkılmaz egon nasıl da kavruluyor şimdi kendi yağında.
Bundan sonra anlatacağın hiç bir şeyi dinlemek istemiyorum.
Ama ille de anlatmak istiyorsan küllahıma anlatırsın...
Kör
Görmek yoruyor artık. Her yer alacakaranlık olmalı. Işık alıyor gözlerimi. Görmezden gelmeye çalışıyorum. Ama içirtiyor insana içtikçe içesi geliyor. Sonra göz göze gelerek noktalıyor her şeyi. Baktıkça kör olası geliyor, baktıkça sancıyor, acıtıyor bir şeyler. Kıymık batmış hayallerim kadar yalnızlaştırıyor. Yanımda kim vardı önemsetmiyor boşa konuşuyor herkes. O kendini biliyor. Daha kaç tane kıymık batacak sayısını bilmedikten sonra beklemekte öldürüyor. Bilinmezlikte attığım tüm adımlarda sendeliyorum. Düşmeme çok az kaldı. Aslında 2 saniyelik bir şeydi bileklerimi kesmek. Sadece 2 saniyemi alır biliyorum. Belki birkaç anı canlanır gözümde. Sonra tıkanan pamuklar akıtmaz kanımı, acımı dindirir, bana bu saatten sonra cehennem ateşi bile vız gelir…
Benimde vardı yaşama sevincim. Bilincim silindikçe kayboldu. Aynada baktığımda bükülen dudaklarım, gözlerimden akan yaşlarım hatırlatmıyor o günleri. Zaten onlarla da yaşanmıyor. Tüm suçu bana yükleyip gitmek ne kadar rahatlatıcı senin için. Ben burada rahatımı kaçırıp aynaları kırabilirim. Yastığım ıslandığında diğer yüzünü çevirebilirim. Sen hiçbirini görmezsin artık. Hiçbirini duymazsın. Acımı senden saklamayı öğrendim. Senin hayatına dahil olmamayı kabullendim. Benim için atan bir kalbin yok artık. Bana baktığında gördüğün bir şey yok. Başka bedenlerde kaldı gözlerin. Başka kadınlara bambaşka hayatlara aitsin. Yolun bana düşmez. Huzur bulmaz ruhun benim bedenimde ne yapsam olmaz. Bana baktığın da gördüğün şeyden bende nefret ediyorum. Bu kadar derinden gelmemeliydi aşk seninki kadar yüzeysel olmalıydı. Belki o zaman gözlerimi kapatıp ben de ezdirebilirdim bedenimi başka adamlara. Başka bedenlerde seni de silebilirdim… Deneyebilirdim...
Rahatça öldürebilirim kendimi, seni benden kurtarabilirim…
Benimde vardı yaşama sevincim. Bilincim silindikçe kayboldu. Aynada baktığımda bükülen dudaklarım, gözlerimden akan yaşlarım hatırlatmıyor o günleri. Zaten onlarla da yaşanmıyor. Tüm suçu bana yükleyip gitmek ne kadar rahatlatıcı senin için. Ben burada rahatımı kaçırıp aynaları kırabilirim. Yastığım ıslandığında diğer yüzünü çevirebilirim. Sen hiçbirini görmezsin artık. Hiçbirini duymazsın. Acımı senden saklamayı öğrendim. Senin hayatına dahil olmamayı kabullendim. Benim için atan bir kalbin yok artık. Bana baktığında gördüğün bir şey yok. Başka bedenlerde kaldı gözlerin. Başka kadınlara bambaşka hayatlara aitsin. Yolun bana düşmez. Huzur bulmaz ruhun benim bedenimde ne yapsam olmaz. Bana baktığın da gördüğün şeyden bende nefret ediyorum. Bu kadar derinden gelmemeliydi aşk seninki kadar yüzeysel olmalıydı. Belki o zaman gözlerimi kapatıp ben de ezdirebilirdim bedenimi başka adamlara. Başka bedenlerde seni de silebilirdim… Deneyebilirdim...
Rahatça öldürebilirim kendimi, seni benden kurtarabilirim…
Beklentisiz...
Hiçbir şey düzelmiyor. Geçen günlerin ardından adının çoktan silinmiş olması gerekmez miydi? Beynimdeki hücreler bile her geçen gün azalırken, sen büyüdün, yeşerdin, bir sarmaşık gibi kapladın her yanımı. Elin, yüzün, tenin kimbilir kaç kadının üstünde iz bıraktı. Bana dair bir şey kaldı mı peki? Yoksa kirlenmiş çarşaflarda mı bıraktın bana ait olanları? Yüzüm, ellerim, tenim silinip gitmiş olmalı. Tam bir seneyi doldurduk ve sen çok yol aldın, çok uzaklaştın. Bir yabancı olmaya hak kazandın. Niye hala burda dikilmiş yolunu gözlüyorum? Giderken arkandan su mu dökmeliydim, döksem işe yarar mıydı? Oluk oluk akıtmadım mı zaten gözlerimden? Ardından bakmak ve artık gözden kaybolmuş olman içimi acıtıyor. Her gün yıkıp tekrar inşa ediyorum kendimi. Beklemek uzun ve yorucu. Hiç sesin çıkmazken kendime hikayeler anlatıp oyalanıyorum. Hiç uğraşmadın mı diyeceksin? Uğraştım inan çok savaştım. Bir başkasının gözlerinin içine baktığım anda ise yenildim. Sevilmek istedim, yalnızlıktan kurtulmak istedim, mutlu olmak için mutlu etmek istedim ama yapamadım. Sana bir an için bile ihanet edemedim. Gözlerimi kararttığım zamanlarda bile kaçıp gittim, uzaklaştım. Ne mi olacak? Bilmem böyle geçip gidecek ömür. Belki pişmalıklar yaşanacak ardından. Koskoca bir yalnızlık içerisinde bir ömür geçecek. Çok güzel bir yemeğin ardından ağzımın tadını bozmayacağım ve tadın hep damağımda kalacak...
Yine engel olamadığım bir bükülme mevcut alt dudağımda. Bugün yine vurdu beni en canımı yakan yerden aşk. Son bir dileğim var. Sende dinle: Beklemek artık sonunu göremediğim uzun karanlık bir dipsiz kuyu, döneceğine dair hiçbir umudum kalmadı. Böyle yaşamaktansa bir keleğin ki kadar kısa olsun ömrüm. Söz konusu sen olunca evet güçsüzüm.
Subscribe to:
Posts (Atom)

