Ben dışarı çıktığımda sadece koskocaman bir dünya görüyorum, yalanlarla dolu pislik içinde bir dünya, inanmak istemiştim değiştirilebileceğine ama olmadı..
Zindan kapat yine kendini, duvarlarım yükselin!
Her kim yaklaşırsa yaklaşsın öldürün, yıkmak isteyen, aşmak isteyen kimseyi sağ bırakmayın!
Saturday, 27 November 2010
Friday, 5 November 2010
Yara
Bu hissi biliyorum. Tüm vücudunu ele geçirmiş bir zehirin, içine enjekte edilmiş bir panzehire karşı mücadelesi gibi. Çıkmamak için direniyorsun. Üzgünüm bu son batışların, acısını hissedebiliyorum hala ama sancısı yok, sızlamıyor.
Ben artık o en keyifli anı bekliyorum tıpkı çocukken olduğu gibi kabuk bağlayan gün geçtikçe acısı azalan sertleşen katışalan yaranın bir iki kez kopup kopamayacağını denersin ilk denemelerde tekrar kanar tekrar acır daha zamanı gelmediğini anlar bırakırsın ama sonra bir gün kendiliğinden yaranın soyulduğunu görürsün işte o an yarayı iyice tutup çekersin acı yok, kan yok, sızı yok sadece ufak bir iz.
Tabii ki bitmez yine düşülecek yine yaralar açılacak ama hepsi geçti, hepsi geçicek.
Ben artık o en keyifli anı bekliyorum tıpkı çocukken olduğu gibi kabuk bağlayan gün geçtikçe acısı azalan sertleşen katışalan yaranın bir iki kez kopup kopamayacağını denersin ilk denemelerde tekrar kanar tekrar acır daha zamanı gelmediğini anlar bırakırsın ama sonra bir gün kendiliğinden yaranın soyulduğunu görürsün işte o an yarayı iyice tutup çekersin acı yok, kan yok, sızı yok sadece ufak bir iz.
Tabii ki bitmez yine düşülecek yine yaralar açılacak ama hepsi geçti, hepsi geçicek.
Monday, 11 October 2010
Gece Nöbeti
Saat 00:00'yi vurduğunda omuzların üzerinde yoğunlaşan yorgunluk hissi ve ağırlık sanki sırtında gün boyunca taşıdığın bir yük gecenin sonunda rahatsızlık vermeye başlıyor, boynun tutulmuş durumda. Yatağına doğru giderken başlıyor sorgulamalar, hesaplaşmalar. Nasıl bir gün geçirdin, ne kadar doldurdun içini? Yastığa kafanı koydun usulca sızmayı bekliyorsun, sessizlik, sakın sessizliği bozma yavaşça dön sola, gözlerini sakın açma, açma yanındaki yastık boşsa boş dert etme, uyumaya odaklan, sessizlik, koku, koku falan yok, özlemek mi sakın, aramayı çıkar aklından aramak yok, sessizlik, eski günler hatırlamayı bırak, sevgili değil, artık değil yabancı, üstelik çok yalancı, hayır olamaz o yalan söylemezdi, savunmana gerek yok, onun yerine düşünmeyi bırak, özlemiyor, sessizlik, sıcaklık, bu nerden çıktı, kes ağlamayı, ağlamak yok, geçti...
Monday, 8 February 2010
İçimdeki saat artık zamanın geldiğini söyledi. Boğazımdaki düğüm çözülüverdi ne kadar kelimem sıkışıp kaldıysa bir bir çıkıp gitti. Üstelik soru işaretleri de etraftan uçuştu. Bir tek senin kelimelerin biraz fazla yankılandı kulağımda. Yani en fazla 1,5 dk. 1,5 sa. 1,5 ay 1,5 yıl hepsi geçti. Son damla da düşünce elimden bıraktım. Yaşamama baktım...
Sunday, 31 January 2010
Subscribe to:
Comments (Atom)

