Thursday, 12 March 2015

Elim arada sırada telefona gidiyorsa da aramıyorsam demek ki vazgeçiyorum. İçimden seni görmek geliyor tam da sanırım özledim derken hiç çağırmıyorsam demek ki vazgeçiyorum. Geçmiş tam gözlerimin önünden geçerken bir anda başka şeylerle oyalanmaya çalışıyorsam demek ki vazgeçiyorum. Keşke yalnız uyumasaydımda sen yanımda olsaydın diye yalnızlıktan şikayet ediyorken uyumak için direniyorsam demek ki vazgeçiyorum. Hayatına giren en basit bir kadına bile tahammül edemezken kıskançlığımı bastırıp artık aşık olmanı diliyorsam demek ki vazgeçiyorum. Bana aşklarını sunan adamların ağızlarını bile açtırmazken şimdi düşünme payı bırakabiliyorsam demek ki vazgeçiyorum. Günden güne bir parça daha koparıp kurda kuşa yem ediyorum. Hiç iz bırakmadan çıkıveriyorum hayatından. Kusursuz olsaydın sevgimi küçümseyebilirdin, unutulmayı hazmedebilirdin ama öyle çok kusurla sevilmiştin ki unutulup giderken acı çekmemenin hiç olasılığı yok. Sen bende bütün aşklarını temize çekmiştin ama yine ellerini kana buladığın o yalana batırılmış aşkları tercih ettin.
Nerdeyse 1,5 sene olmuş. İçim bunlarla dolmuş. İçmişim sen, gezmişim sen, derimi yüzseler içinden çıkacak olan sen. Günler geçmiş aylar olmuş aylar geçmiş yıllar olmuş. Yeni farkettim hiç tanımadığım bir insan halini almışsın. Sadece aşk kalmış içimde. Kimi neden sevdiğini bilmeyen bir aşk. Artık her nerdeysen orada bensiz yapabildiğini biliyorum. Yolundan asla dönmeyeceğini. Şimdiyse gün geçtikçe büyüyen bir öfke var içimde. Yanılmışım, yanıltmışsın. Çok daha fazla olduğumu düşünüyordum içinde. Bunca zaman beklenmiş olmanın bir önemi yok biliyorum. Bunca zaman ardından dökülen yaşların da bir önemi yok. Senden sonra kimseyle olmamamında, seni bu kadar çok sevmiş olmamında, özlememinde önemi yok. Bunların senin için hiç değeri yok. Belki de o yüzden bundan sonrası için seni beklememinde hiç anlamı yok. Diyorum ya bütün bunlar tıkadı içimi, nefes alamayacak kadar büyük bir lokma yutmuşum. Yavaş yavaş hazmediyorum artık. Artık seni görmeminde bir önemi yok, bir iki kelime için muhabbetininde. Kalbim istemedi ama aklımla zorladım. Sevilmediğini bile bile artık kırılmasın istedim. Çünkü her gece kurduğum o düşlerdeki o sarılmalar, o kavuşmalar, o çalınan kapılar, dönülen yollar, o güzel sözler, o pişmanlıklar, o öpüşmeler, o birlikte uyunulan huzurlu uykularla avuttum ben kendimi, onlarla silip attım yalnızlığımı, o hayalleri örüp duvar yaptım, duvarlarla ittim ben herkesi. Anladım ki hepsi ama hepsi boş. Artık hayaller yok, duvarlar yok. Tüm o hayaller seninle kurulduğu sürece asla doldurulamayacak bir boşlukta yaşıyor olacağım. Gerçek şu ki bitti. Neden, niçin ne farkeder işte bitti. Belki ben olduğum çin belki sen olduğun için. Belki biz yaşarken anlamamıştık ama aslında hiç uymamıştık. Şimdi o yollardan tekrar geçmek istesek dahi ben hala ayrıldığın kadınım sense beni bırakıp giden o adamsın işte.
Anladım ki ben de bir şeyler zor bitiyor ama bittimi hiç izi kalmıyor...
Gözlerinde kaldım, sızacak yer bulamıyorum. Dolduruyor ama akıtmıyorsun içinden beni. Elinde beni hayata döndürecek bir iksir yoksa çek fişimi, öldür beni...

Karma

Boş bir sayfaydı istediğim. Bomboş tertemiz bir sayfa. Daha önce kimsenin benim için yazmadığı şeyleri okuyabileceğim. Dönüp dönüp eski defterime karaladıklarıma bakmayacağım kadar içime yer edecek kelimeler bekledim. Bir aşkı bir kez daha kafasından koparıp ciğerimden söküp çıkarmak istedim. Geçip giden zamanlarım için ağladım, boşa akan yaşlarım için, kaçırdığım tüm fırsatlar için ağladım ve son bir kez de değmeyecek her şey için ağladım.

Üç Noktayla Bitirilmiş

Kırıldınız... Belli ki duvarlarıma çarptınız. Bin tane yol aradınız. Kapı bulamadınız, tırmanmaya uğraştınız. Işığımı göremediniz sokak lambaları getirdiniz aydınlatmaya çalıştınız.
Yıldınız... Ne yapsanız boşa çıktı. Beni bu yalnızlıktan kurtaramadınız. Kurtamazsınız. Anlatmaya çalıştım.
Dinlemediniz... Asla gerçek olmayacak bir hayale kapıldınız. Kurtarılmayı bekleseydim. Etrafıma örmezdim o duvaları. Her zorlayana biraz daha yükseltmezdim. Tüm kapılarımı kapatıp onlarıda tuğlalarla örmezdim. Işık sızdıracak tek bir delik bile bırakmadım.
Ne sandınız... Siz de diğerleri gibi ama diğerlerinden farklı olduğunu kanıtlamaya çalışan sadece sizmişsiniz gibi, olabildiğince sıradan erkekler gibisiniz. Bense bu farkı hissedebilecek kadar yaşamış sayılırım. Belki daha önceki hayatlarımda bile hep aynı kişiydim. Hiç değiştirilmeden yüzlerce kez belki bu sefer değişir umuduyla dünyaya getirilmiş. Adem ile Havva'nın bile diğer hayatlarında yasak elmayı yemiş olduklarını düşünmüyorum ama ne yazık ki ben hep aynı boku yedim.
Duvarlarıma çarpıp çarpıp kan revan içinde kalan ve önünde biriken ceset adamlar. Sizin için hiç üzülmüyorum. Tek bir göz yaşı bile dökmüyorum. Size hiç acımıyorum. Siz en başından kaybedenlersiniz.
Ve siz en taze ceset olan siz... Lütfen siz de diğerleri gibi uzanamadığınız ciğeri mındar etmeyin. Hiçbirinin ruh eşi ben değildim. Ben değildim elmalarının yarısı. Sizin de olamazdım. Çünkü ben hiç yarım kalmadım. Daha yarımı bırakmadım...
Paramparça ettin her şeyi...

Sunday, 16 November 2014

Biliyorum ki hiçbir acı sonsuza kadar sürmez ve asla ilk gün ki kadar acıtmaz insanı.. Kalbim, sen yeter ki inan, bunu da atlatacağız..


Wednesday, 12 November 2014

Tuesday, 31 January 2012

Belki..

Günler geçerdi, belki güzel, belki sıkıcı, belki eğlenceli, belki dopdolu, belki de bomboş, havalar soğurdu belki, belki ısınırdı, belki güneşli, belki yağmurlu, belki karlı, belki de parçalı bulutlu olurdu, ben belki dışarı çıkardım, belki evde otururdum, belki birileri gelirdi, belki de kapımı çalan olmazdı. Belki kitap okurdum, belki kaçırdığım dizinin tekrarını izlerdim, belki ağlardım, belki de uyurdum. Mevsim değişirdi, belki kış olurdu, belki yaz, belki son bahar, belki de ilkbahar.
Bize biçilen zaman belliydi. Mevsimlerin değişimini de gördük, havaların ısındığını, soğudunu da. Güneşi de, yağmuru da, karı da, parçalı bulutları da gördük. Evde de oturduk, dışarı da çıktık, kaçıdığımız dizi bölümlerini de izledik, kapımızı çalan da oldu, kimsenin gelmediği de. Bazen güldük bazen ağladık.
Şimdi biz yokuz diye dünya duracak değil dönüyor hissediyorum, yine kış geldi geçiyor, yine mevsimler değişecek, yine günler geçecek ve ben, belki sen, belki ikimiz duracağız ve dünya döndükçe tekrar karşılaşabilme ihtimalimiz belki hiç olmayacak, belki de..