Monday, 23 February 2009

Çocuk Oyunu

Gözlerimi kapattım.
Üçe kadar saydığımda çıkarsın sandım.
1–2–3
Ses yok.
Armut desem…
Ses yok.
Elma desem…
Yine ses yok.
Ne desem peki sen söyle.
Hangi cehennemdesin.
Çık dışarı.
Çık diyorum.
Korkmaya başladım.
Oynamaktan vazgeçtim, zaten seninle oynanmıyor.
Nasıl bu kadar iyi beceriyorsun saklanmayı.
Hadi tavla atalım geç karşıma.
Kazanan kaybedeni teselli etsin.
İddialı değilim biliyorsun baştan kaybetmeyi kabullendim.
1–0 mağlup başlıyorum sana.
Senin aklının dolambaçlı yollarını almaz benim kılcal damarlarım.
Hadi kapat gitsin.
Unut gitsin.
Nasıl olsa her hamlede kaybettim.
En iyi yaptığım şeyi yapayım o zaman yemekler yapayım.
Karnını doyurayım.
O sırada sen de en iyi yaptığın şeyi yapıp.
Yalanlar söyle mesela.
İnanmasam da inanmış gibi yapayım.
Sonra yine en iyi yaptığın gibi çık git.
Karnın tok, sırtın pek beklentisiz hayatına geri dön.
Kalktığın yerde bıraktığın sıcaklık soğumadan yine gel.
Yine oynayalım.
Gözlerimi kapattım.
3’e kadar sayıyorum.
1–2–3 hadi çık…

Thursday, 19 February 2009

Monolog

Bu son acım olabilir ya da son heyecanım… Belki maskelenmiş bir mutluluk olabilir bu…

Sevinçliyim gece yarıları senle uyuyamadığım için. Uyusam sanki gidersin… Ama bir sigara daha yaksam izin verirsin biraz daha kalmama…

Ama unutmayız belki bana da ödülün bu olur… Bu gece tutarsın, yarın tutarsın aklında… Sonra söner kanında… Bira kokularına yenik düşer kokum... Sende unutursun zamanla... Ben şimdiden hatırlamıyorum…

Benden kurtulmak istemeyeceğini niye düşündüğümü sandın ki? Yaramaz çocuklar gibi. Aslında sana inanmıştım... Hiç umurumda değildi... Bizimde bir yatak odamız olabilirdi aslında her kadın gibi uyku arasında korkarken sarılmaya. Çok şey istemiyorum bu yüzden kaybediyorum.
Seninle hiç bilmediğim bir ülkede ne kadar güvende olurdum… Hiç dilini bilmediğim bir yerde hiç dolaşmadığım bir şehirde… O zaman yepyeni olurduk, böyle hiç farkımız kalmadı ki ondan ve ondan önce aldattığından... Ve sonumuz da aynı başımız gibi… Yetişkin olabilirdim aslında ama yetişmedim ki daha bir çok şeye. Yarım yamalak yaşadığım aşklar, hayatlar yetiştiremedi beni daha bir yerlere. Korkak adamları sevdim ben, kendini aşktan korkutmuş adamları.

Belki yenilikler kurtarırdı ilişkileri… Çünkü sen benden önce, ben senden sonra çözmüşüzdür ki hiç biri kurtulamaz aşkların, gözünü kırptığında düştüğümü göremediğin gibi.

Yapboz

Savaştım yenik düşsemde, kaybetsemde, yaralansamda savaştım. İnandığım her şey için savaştım. Kendimi koydum ortaya. Gözümü karartıp yaylım ateşinin ortasına daldım. Korkmadım, kaçmadım hiç bir zaman, inandığım hiç bir şey de geri durmadım ve asla pişman olmadım...

Yeni bir hayat...


Ağır ağır gelmiştim kapına,açmadın...
Aşk kapıda kaldı.
Sabit dur, gözümden kaçırıyorum seni.
Öpmeye yeltenme artık olmaz.
Son bakışın ağlıyor ama;
BÖYLE DE GİDEBİLİRİM...