Thursday, 12 March 2015

Dilek...

Ne dersen de, hiçbir şey demesende olur. Hiç ses çıkarmasanda, bir fısıltı bile duymasamda mühim değil. Bir var bir yok olan bu kızın hikayesini dinlemesende, uzaklarda yaşadığımı bil yeter. Seslensen duyarım, gelsen kapıyı hemen açarım. Ama ne gerek var ki durup dururken hayal kurmaya sonra da kurulup çöpe atılmışların içine atmaya. Ziyan olup giden kimbilir kaç tane hayalim var. OOOOOfff artık çok sıkıldım yazmaktan da, yaşamaya çalışmaktan da, bıktım, bunaldım, iyi değilim ve nasıl olacağımı da bilmiyorum. Öyle bir boşluk ki anlatsam da anlamazsın ne de olsa. Özlemek diyorum özlemek zor çok zor. İnatla gelmiyorum kapına, gelsem ne diyecem ki. Başka çok başka bir hayatın var, benden uzakta. O yüzden boşver beni hiç umursama.
Kendim için 3 dilek hakkım vardı. Hepsini senin için kullandım.
İyi ol.
Mutlu ol.
Huzurlu ol.
Kelimelerin asla dolanmasın birbirine. Hayat acısıyla kısa, mutluluğuyla uzun ve seninle sonsuz olsun. O şanslı kız her kimse... :)

Yalnızlık

Ahhhhhhh ama gel diyemem, gelme hiç diyemem...

Kağıt Bebek

Sür sürebildiğin bütün kremleri yarana. Tesiri olmasa da hafifletir acını. İş, güç, koşturmaca... Her günüm bir önceki günün tekrarı. Arada bir kırdığım kalpler, anlaşamadığım insanlar, işten sonra çay, kahve, muhabbet. Günleri dolsunlar diye ıvır zıvırla geçiştiriyorum. Otuzuma ne kaldı bak ben de endişeleniyorum. Yalnız mıyım evet yalnızım ama bunu en çok uyku öncesi, uyanıklık sonrası bir dönemde anlıyorum. Bazen uykum kaçtığında yastığıma sarıldığımda ya da yorganıma dolandığımda. Anladım ki duygusal biri değilim aslında. Ne iltifatlardan hoşlanıyorum ne uzun lakırdılı cümlelerden ne çiçeklerden ne süprizlerden. Aşık olabilmek için hiçbir metaryal yok elimde. Açık arttırmayla sattığım ruhum çok ucuza gitmiş, alanın vay haline. Hepsi yalan aslında, hepsi uydurma. Sana özel bir klasör açtım. Ve geri kalan her şeyi geri dönüşüm kutusuna fırlattım. Ben seninleyken çok farlıydım. Ama artık adını hatırlayamadığım şairin de dediği gibi aksi, nalet, huysuz biri oldum son günlerde. Laflarımla sokup, senin hiç görmediğin şekilde ukala tavırlar sergiledim. Bir bir kaçırdığım adamlar oldu, yanıma yanaşmaya pişman olan adamlar. Hiç canım yanmadı, hiç gözüm kalmadı. Bir çoklarına ressam olmaya ama hep senin resmin kalmaya hadi şerefine.

Kibritçi Kız

Nereye kadar sadaka nereye kadar bu dilencilik?
Ben kimin neyim nereye bu yolculuk?
Derin bir üzüntü bu geçmeyecek gibi...
Yaraya tuz basmak nefessiz kalmak ağrıya yatmak gibi...
Derin bir üzüntü bu ölüm çaresizliği gibi imkansızı umutsuzca bilerek beklemek gibi...
Ben kibritçi kız sabaha kadar üşüyorum...
Son kibritimi de yakıp sevdana veda ediyorum...
Sen buz gibi donuk gözlerle yine bakıyorsun
Her zamanki gibi kazanan sen oluyorsun!
Ne zaman pes eder bu kalp belki o zaman biter bu aşk...
Ne kadar sürerse o son nefes o kadar can çekişir bu aşk...
Derin bir üzüntü bu geçmeyecek gibi...
Yaraya tuz basmak nefessiz kalmak ağrıya yatmak gibi...
Derin bir üzüntü bu ölüm çaresizliği gibi imkansızı umutsuzca yine de beklemek gibi...
Ben kibritçi kız sabaha kadar üşüyorum... Son kibritimi de yakıp sevdana veda ediyorum...
Sen buz gibi donuk gözlerle yine bakıyorsun
Her zamanki gibi kazanan sen oluyorsun!
Yazılan hiçbir şeyin bir değeri kalmadığı için bu site durdurulmuştur. Hayatında bir yerim kalmadıysa kelimelerimde haddini bilmeli. İyi şanslar sevgili...

Vitrin

Yazdıklarımı silmek kadar kolaydı her şey. Zaten başlangıç hep gözlerimin önündeydi. Şimdi kendimi aldım ve en üst rafa koydum. Ben toza toprağa bulanıp gözden kaçacak kadar sokulmuştum aşağılara. Orada öylece unutmuştum kendimi. Benim kanayan yerlerimden gözüken hiçbir yanım yokken senin parıldayan dişlerin uyandırdı beni bu sabaha, bu dünyaya daha net bakabilmemi sağladı. Yerini doldurabilecek birini aramıyorum, asla doldurulamaz yerin biliyorum. Bu hayattaki en büyük hediyen olarak kalacak sevgim. Ama etrafı toparladım ve bir yer açtım kalbimde adı yok, cismi yok biri için, aşk için. Belki de yine ağıtlar yakmak için ama asla gözyaşıyla büyümeyen bir aşk. Bağışladım kendimi, onardım, büyüttüm, olgunlaştırdım, seni neden kaybettiğimi biliyorum artık ve bir daha bu yüzden kimseyi kaybetmicem. Güzel günlerdi, hoş günlerdi hepsi geçti. Şimdi bende kalanları da topla git. Vitrinin en güzel yerinden; en üst, en göze çarpan rafından bakıyorum şimdi hayata. Öğrendim ki kendini hangi rafa koyarsan senin değerine uzanabilecek eller tarafından alınırsın. Hadi bu da kulağıma küpe, hayatıma da tecrübe olsun... Yolun açık olsun.

Aptal

İçimde öyle güzelsin ki, onu kirletmeyeceğim seninle... Sen günden güne kirletirken bedenini, sahte sözcüklerle yalandan aşk seneryoları eklerken ömrüne, ben seni şaşırtacak kadar gerçek kaldım. Ama sen bu gerçeği göremeyecek kadar kör, söylediklerimi duymayacak kadar sağırsın. Bense bunu anlamayacak kadar aptal...

Sonu Olmayan Masal

Bir varmış, bir yokmuş. Kocaman bir şehirde, küçücük, mini minnacık bir evde bir kız yaşarmış. Kimi sevse unutulmuş. Ummuş, ummuş, ummuş, beklemiş, beklemiş, beklemiş... Bir gün sevmekten vazgeçmiş, sevmeyi bırakmış. Böyle masal mı olurmuş?

Kıssadan Hisse

Kalbimin ucuyla da sevsem seni. Yine derin bir ah çekerim.

Potpori

Bir gün ben uyurken gel bana, gir koynuma. Rüyayla gerçek arasında öp beni. Ama sakın uyandırma...
****************************************
Hiç için çekmiyor mu beni? Hiç mi düşünmez, hiç mi endişelenmezsin? Ya bir gün aşık olursam, başka birinin kollarında huzur bulursam, ya yalnızlıktan boğulur seni beklemekten usanırsam.
****************************************
Boynuna burnumu dayamayı özledim...