Yazdıklarımı silmek kadar kolaydı her şey. Zaten başlangıç hep gözlerimin önündeydi. Şimdi kendimi aldım ve en üst rafa koydum. Ben toza toprağa bulanıp gözden kaçacak kadar sokulmuştum aşağılara. Orada öylece unutmuştum kendimi. Benim kanayan yerlerimden gözüken hiçbir yanım yokken senin parıldayan dişlerin uyandırdı beni bu sabaha, bu dünyaya daha net bakabilmemi sağladı. Yerini doldurabilecek birini aramıyorum, asla doldurulamaz yerin biliyorum. Bu hayattaki en büyük hediyen olarak kalacak sevgim. Ama etrafı toparladım ve bir yer açtım kalbimde adı yok, cismi yok biri için, aşk için. Belki de yine ağıtlar yakmak için ama asla gözyaşıyla büyümeyen bir aşk. Bağışladım kendimi, onardım, büyüttüm, olgunlaştırdım, seni neden kaybettiğimi biliyorum artık ve bir daha bu yüzden kimseyi kaybetmicem. Güzel günlerdi, hoş günlerdi hepsi geçti. Şimdi bende kalanları da topla git. Vitrinin en güzel yerinden; en üst, en göze çarpan rafından bakıyorum şimdi hayata. Öğrendim ki kendini hangi rafa koyarsan senin değerine uzanabilecek eller tarafından alınırsın. Hadi bu da kulağıma küpe, hayatıma da tecrübe olsun... Yolun açık olsun.
Subscribe to:
Post Comments (Atom)


No comments:
Post a Comment