Tuesday, 17 March 2015

Confession


I love you so much, I just don't like you anymore..

True Love


I finally understood what "True Love" meant... Love meant that you care for another person's happiness more than your own, no matter how painful the choices you face might be.
Sometimes, you have to be apart from the people you love, but that does not make you love them any less. Sometimes, you love them more...

-The Last Song-

Jar of Hearts - Christina Perri



Thursday, 12 March 2015

Öncesi ve Sonrası

Bunlar benim hissettiklerimdi hepsi geçti, artık içimde barındırdığım şey her neyse şimdi daha güçlüyüm ve daha az kırılgan...

Bok...

Artık sussun istiyorum kulaklarımda çınlayan o gürültü. Beynimin içinde o kadar kargaşa var ki muhabbetiyle meşgul edecek biri sabaha kadar esir alabilir beni. Gün ağardı ve karanlık çoktan kapattı her şeyi... Yine sana kurduğum cümleler kıçımda patladı ve yine pişmanlığım uyutmadı. Bilakis içime sıçıyorum sonra da afiyetle yiyorum.
Ben başkalarının kurduğu cümlelerle oyalanırken neden sen beynini birazda benimle kurcalamıyorsun?
Hiç bu kadar kifayetsiz kalmamıştı kelimeler...

Yaprak...

Yemesem, içmesem ne olur ki yaşamasam... Ölsem ne farkeder? Hayatın içinde küçücük bir yaprağın daldan kopması gibi. Kim farkına varır ki kopan yaprakların. Son baharımdayım döküyorum içimdeki her şeyi. Sarartıyorum kendimi, hazırlıyorum sonumu. Büyük payın var yok olmam da çok büyük bir payın var. Ne güneş ne su yeşertmiyor artık beni. Yeni bir aşkta çare olacak değil açtığın yaraya. Önümden geçerken farkettiğim burnunun uzunluğu. O kapkara suratın masallardaki canavarlar kadar zalimsin, hiç içinin yanmadığını anlayacak kadar baktım aslında yüzüne, kaçırmış olsamda gözlerimi anladım gözlerimin önünden geçen geçmiş silinmiş senin geleceğin belirmişti. Şimdi sarıldığın her kadında eksilerek yaşayacaksın, anladığında geç olacak çünkü büyük çok büyük bir parçan ben de kaldı.

Kandırmaca...

Çok güzel olmasam da birileri yörüngeme takılabiliyor. Aklımı çelmeye çalışanlar da yok değil. Açık oynuyorum kartlarımı kimseyi hayal kırıklığına uğratmanın anlamı yok. Ben kumar masasında kaybettiğim her şeye elimde kalan tek şeyi oynadım. Ömrüm boyunca kaybetmek yazılmış kaderime. Kazanmak için başladığım bu oyunda şimdi sadece senin için katlandığım yola saptım. Çokta iyi oldu gidişim, çokta rahatlattı içini. Benim gözyaşlarım sil sil bitmezdi. Dinmezdi zamansız gelen tufanlarım, sana sığınmalarım. Hala sana doluyor gözlerim ama yalnız ağlamayı öğrendim. Elimi yüzümü yıkamamam için suların kesik olması gerekmiyor. Yastığımı ters düz edip herkesten saklayabilirim göz yaşlarımı. Hatta yüzünü görmediğim sürece seni bile kandırabilirim. Günleri saymıyorum ama 49 gün oldu. Seni özlemedim ama resmin hala yastığımın altında...
Sen gideli çok oldu ama yerinin boşluğunu hiç kabullenmedim. Az sonra çıkıp gelecekmişsin gibi hala her şey senin bıraktığın yerde. Sanki az ötedeki bakkala gittin ama bayırdan çıkmaya zorlanıyorsun da yavaş adımların bu kadar gecikmene neden olmuş gibi. Buzdolabından havaların ısınmasıyla hiç eksik etmediğim cartedor. Gelsen ikram ederim. Yine tepsinin içinde üstüne saplanmış iki kaşığımız olur ve tek anlaşmazlığımız doyduğunda dondurmayı kimin buzdolabına koyacağı olsa keşke.
Bu apartamana günde kaç kişi girip çıkıyor hayal bile edemezsin ben de hiç merak etmezdim senin adımlarının yaklaşıyor olma ihtimalinde bu kadar kafa yormasaydım eğer. Aslında kulaklarımı tıkadığım insanlara bakacak olursam geçen zamanın içinde hiçbir adımın seninki olmadığını da içine katarsam bundan sonrasının da pek farklı olmayacağı konusunda hem fikir olabilirim.
Haklısınız demek sana inanmaktan vazgeçmek olur haklısınız demek beni hayata bağlayan her şeyden vazgeçmek olur.
Nasıl olduğu konusunda kafa yormadın. Bilmedin, bilemezsin...