Bugüne kadar benim için hep bir şeyler yaptın. Artık bunların karşılığı olarak sana uzatıyorum dost elimi. Hiç kabullenemeyeceğim bir gerçeğe senin için katlanıyorum. Soru sormuyorum, sessizce bekleyip cevapların beni bulmasını da beklemiyorum. Belki de uzun zamandan beri istediğin sıradan biri olmaktı. Belki hiç yakıştırmadın üstüne benim sana olan aşkımı. İçimi boşalttım, üstüme rahat bir şeyler geçirdim. Gözlerimi sana çevirdiğimde parlayan o ışıkları söndürdüm ve karanlıktan korkmamaya çalıştım. Boşluğa düşmekten korkmuyorum çünkü düştüğümde kavuşacak dudaklarımız olmasa da dost elini yakalayacağımı ve beni hiç bırakmayacağını biliyorum. Şimdi bu sıradan kadın seni heyecanlandıran kadınların hikayelerini bile dinleyebilir artık. Buna alışmak için gitmiştim. Geri geldim. Sadece bir merhaba diyip yoluna devam edebilirsin. Aşkın içinde bazen acıtsa da vazgeçmenin de olduğunu bilecek kadar yaşadım. Dünyanın en aşık kadını, en aşık olunası adamını mutlu etmek istiyorsa o zaman vazgeçmeyi de bilmeli.
Thursday, 12 March 2015
Ne yapacağımı bilmiyorum? İçimde yer etmiş kuruntularla ilerleyebileceğimi de sanmıyorum. Sayın yabancı, sevgili bayım ya da çok değerli eski sevgilim olan siz. Bu yazı nerden başlayıp nereye gidecek kimbilir? Ama kısa lafın uzunu diye başlayıp devamını getireyim isterseniz? Korkmayın hayatınız sizin ve ben sadece sizin izin verdiğiniz kadarıyla araya bir kaç sohbet karıştırıyorum. Havalar, sular, işler, ıvır zıvır işte. Siz ne zannediyorsunuz bilmiyorum ama sanırım çok oldum, hayatınızda bir fazlalık oldum. Belki üç beş satır yazmak zor değildi ama o bile zor geldi. O yüzden çocukken oynadığım bir oyunu oynayacağız sizinle. 1, 2, 3 tıp... İlk konuşan kaybeder. Siz yanana kadar ben susacağım. O değerli kelimelerinizi benim için harcadığınız an kaybedeceksiniz. Çocukluğumda oynamış olduğum bir oyun olduğundan çocukça gelmiş olabilir. Doğaldır, yadırgamayın lütfen. Siz de biliyorsunuz yüzüme de defalarca vurdunuz. Hiç 28 yaşında biri gibi hareket etmiyordum değil mi? Haklıydınız çünkü siz küçük bir kız çocuğunun saflığıyla sevilmiştiniz. Size gerçek bir kadın lazımdı. Sizi susadığınızda dereye götürüp susuz getirebilecek bir kadın. Bense sizi dereye kadar yormayıp suyu ayağınıza kadar getirip ellerimle içirdiğimden olsa gerek ki pek haz etmediniz. Etrafınıza bakın seçeneğiniz çok benimse hiç seçeneğim yok.
Hiç Önemi Yok
Hiç önemi yok. Yolun ucunda bekleyip sana aşık tüm kadınlara yol veriyorum. Hepsinin teker teker hayatına girmesine seyirciyim. Bazen senin gönlünün kayıp kaymadığını merak etmekteyim. Sanırım aşık olabilirsin belki de aşıksın. Benim gözümden kaçırdığım biri gelip yerleşti belki de. Bildiğimden değil bazen iletilerinden, biri canını mı yaktı acaba diye endişelenmeden edemiyorum. İçin yanıyorsa diye içimi acıtıyorum ben de. Hayatını benden saklamana tanık olmak istemesemde sakladığını biliyorum. Alt dudağımın yer çekimine yenik düşmesinden belki de. Hiç önemi yok. Başka kadınlara dokunduğunu belki onlarla uykunu bile paylaşabildiğini biliyorum. Birkaçına tanık oldu gözlerim. İlk ellerini kaybettim esmer, kısa boyluydu, sonra kollarının sardığı sarışın bir kadınla hem kollarını hem gülüşünü kaybettim. Bedeninse çok daha önce ayrılmıştı zaten aramızdan. Yanımdan geçerken dünya şimdi yıkılmalı dedim. Kıyamet kopacaksa şimdi kopmalı. Taksim her zaman ki gibi kalabalıktı. Ve herkes bütün umursamazlığıyla yaşamaya devam ediyordu, sen de yaşıyordun. Bir kez daha sana yaşama hakkı tanıyarak bu dileğimden vazgeçtim, dünya dönsün dedim, kıyamet ertelensin. İçinde sevdiğim adam nefes almaya devam edinceye kadar dünya sadece onun için dönsün. Hiç önemi yok. Bak hala geçiyor günler, geceler. Hiçbir şey görmemiş, duymamış, bilmemiş gibi davranabiliyorum. Sadece yazmadan edemiyorum. Bileklerimi kesmemek için yazıyorum herşeyi, bütün içimi döküyorum. Kanımı akıtmamak için akıtıyorum kelimelerimi. İntiharın eşiğine gelecek kadar güçsüz, intihar etmeyecek kadar güçlüyüm aslında. Hiç önemi yok. Bir de seni sevmekten vazgeçersem daha mutlu olacağını düşünüyorum. Sen yeter ki iste. İstekleriniz benim için bir emirdir bayım. Bu dünya da sizi rahatınıza kavuşturmaya geldim. Her türlü kötülüğü sizden uzak tutmaya geldim bu yüzden yaşamaktan vazgeçemem. Unutun intihar saçmalıklarımı ben sizi bu dünyada bırakıp bir yere ayrılamam. Hiç önemi yok. Gözleriniz bana kör olmuş, hisleriniz duyarsız, tavrınız umursamaz. Varlığımı kabul etmiyorsanız yokmuşum gibi yaşayabileceğim kadar görüyorum, hissediyorum ve umursuyorum sizi. Öyle bir kader ki yazılan imkansız üzerine kurulmuş bir aşk benimkisi. Belki bir efsane olur bundan 10.000 yıl sonra anlatılacak. Gözleri sadece tek bir adamı gören bir kız koca evrende herkesi görüpte bir tek kendisine kör olan bir adama aşık olmuş. Hiç önemi yok. Anlatmaya değer bir hikaye bile değil zaten. Aşktan anlamayanlar buna saplantı diyor olabilir. Ama saplantılı aşıklar zarar verir. Görüyoruz haberlerde kız evlenme teklifini kabul etmedi diye kesen biçen adamları. Benim ki öyle bir aşk değil, lütfen korkmayın. Saçınızın teline bile zarar veremem ben. Hayatınızı mahfetmek istemem, varlığımla canınızı sıkmak istemem. Hiç önemi yok. İçimde sizden bir parça bile bırakmayacağım dileğiniz aklımda ve onu gerçekleştirmek benim görevim. Mutluluğunuz için size doğru gelen tüm kadınların önünden çekiliyorum ki gerçek aşkınıza mani olmayım. Sizin hayatta yapayalnız kalmanızı istemem. Elleriniz dokunmalı, yüreğiniz sevmeli, gözleriniz görmeli, uykunuz paylaşılmalı. Siz ne yapacaksanız derseniz inanın hiç önemi yok...
Gittikçe içimden siliniyorsun. Akreple yelkovan, gündüzle gece, güneşle ay yer değiştirdikçe eksiliyorsun. Her yerini ezbere bildiğim halde yüzünü bile hatırlayamaz oldum. Bana nasıl baktığını, bana en çok nasıl seslendiğini, nelerden hoşlandığını, en çok neye güldüğünü, sana ellerimle hazırladığım yemeklerden en çok hangisini beğendiğini, beni nasıl sevdiğini, nasıl baştan çıkardığını ve ben sen de neyi sevdiğimi bile unuttum. Mesela ben sana heyecanla neler anlatırdım sen beni nasıl dinlerdin?, kulağına eğilip ne söylerdim mesela, bana sarıldığında ne hissederdin ya ben gülümser miydim?, beni mutlu eder miydin ya ben seni çok sever miydim?, mutlu olur muydun her kapıyı açışımda. Hiç kavga eder miydik?, kırar mıydık hiç birbirimizi, sonra toparlar mıydın beni, geceleri iyi ki yanında olduğum için huzur dolmuş muydu içine, benim için hiç ağlamış mıydın?
Niye gitmiştin? Tıkanmış mıydık, yorulmuş muyduk, kırılmış mıydık, parçalanmış mıydık, çıkmaz bir sokağa mı sapmıştık, karanlığa mı boğulmuştuk, düzeltemez miydik, hiç düşünmüş müydün, gitmek yerine kalmak istemiş miydin, hiç keşke demiş miydin, yine bir gece benimle uyuyup benimle uyanmayı istemiş miydin? Yoksa rahatlamış mıydın, kuş gibi hafifleyip başka kadınlarla hiç beni düşünmeden günlerini geçişebilmiş miydin, ağladığımda hiç için parçalanmış mıydı, elinden bir şey gelebilmiş miydi, bir şeyleri düzeltmek istemiş miydin, kaybolduğunu hissetmiş miydin, beni kaybetmiş olabileceğinden korkmuş muydun, seni bir daha asla affetmeyeceğim ihtimalini düşünüp hüzünlenmiş miydin, yoksa sende herkes gibi boşvermiş miydin, umursamamamış mıydın, boşuna çabaladığımı düşünmüş müydün, artık seni sevmeme mi istemiş miydin?
Niye gitmiştin? Tıkanmış mıydık, yorulmuş muyduk, kırılmış mıydık, parçalanmış mıydık, çıkmaz bir sokağa mı sapmıştık, karanlığa mı boğulmuştuk, düzeltemez miydik, hiç düşünmüş müydün, gitmek yerine kalmak istemiş miydin, hiç keşke demiş miydin, yine bir gece benimle uyuyup benimle uyanmayı istemiş miydin? Yoksa rahatlamış mıydın, kuş gibi hafifleyip başka kadınlarla hiç beni düşünmeden günlerini geçişebilmiş miydin, ağladığımda hiç için parçalanmış mıydı, elinden bir şey gelebilmiş miydi, bir şeyleri düzeltmek istemiş miydin, kaybolduğunu hissetmiş miydin, beni kaybetmiş olabileceğinden korkmuş muydun, seni bir daha asla affetmeyeceğim ihtimalini düşünüp hüzünlenmiş miydin, yoksa sende herkes gibi boşvermiş miydin, umursamamamış mıydın, boşuna çabaladığımı düşünmüş müydün, artık seni sevmeme mi istemiş miydin?
Elim arada sırada telefona gidiyorsa da aramıyorsam demek ki vazgeçiyorum. İçimden seni görmek geliyor tam da sanırım özledim derken hiç çağırmıyorsam demek ki vazgeçiyorum. Geçmiş tam gözlerimin önünden geçerken bir anda başka şeylerle oyalanmaya çalışıyorsam demek ki vazgeçiyorum. Keşke yalnız uyumasaydımda sen yanımda olsaydın diye yalnızlıktan şikayet ediyorken uyumak için direniyorsam demek ki vazgeçiyorum. Hayatına giren en basit bir kadına bile tahammül edemezken kıskançlığımı bastırıp artık aşık olmanı diliyorsam demek ki vazgeçiyorum. Bana aşklarını sunan adamların ağızlarını bile açtırmazken şimdi düşünme payı bırakabiliyorsam demek ki vazgeçiyorum. Günden güne bir parça daha koparıp kurda kuşa yem ediyorum. Hiç iz bırakmadan çıkıveriyorum hayatından. Kusursuz olsaydın sevgimi küçümseyebilirdin, unutulmayı hazmedebilirdin ama öyle çok kusurla sevilmiştin ki unutulup giderken acı çekmemenin hiç olasılığı yok. Sen bende bütün aşklarını temize çekmiştin ama yine ellerini kana buladığın o yalana batırılmış aşkları tercih ettin.
Nerdeyse 1,5 sene olmuş. İçim bunlarla dolmuş. İçmişim sen, gezmişim sen, derimi yüzseler içinden çıkacak olan sen. Günler geçmiş aylar olmuş aylar geçmiş yıllar olmuş. Yeni farkettim hiç tanımadığım bir insan halini almışsın. Sadece aşk kalmış içimde. Kimi neden sevdiğini bilmeyen bir aşk. Artık her nerdeysen orada bensiz yapabildiğini biliyorum. Yolundan asla dönmeyeceğini. Şimdiyse gün geçtikçe büyüyen bir öfke var içimde. Yanılmışım, yanıltmışsın. Çok daha fazla olduğumu düşünüyordum içinde. Bunca zaman beklenmiş olmanın bir önemi yok biliyorum. Bunca zaman ardından dökülen yaşların da bir önemi yok. Senden sonra kimseyle olmamamında, seni bu kadar çok sevmiş olmamında, özlememinde önemi yok. Bunların senin için hiç değeri yok. Belki de o yüzden bundan sonrası için seni beklememinde hiç anlamı yok. Diyorum ya bütün bunlar tıkadı içimi, nefes alamayacak kadar büyük bir lokma yutmuşum. Yavaş yavaş hazmediyorum artık. Artık seni görmeminde bir önemi yok, bir iki kelime için muhabbetininde. Kalbim istemedi ama aklımla zorladım. Sevilmediğini bile bile artık kırılmasın istedim. Çünkü her gece kurduğum o düşlerdeki o sarılmalar, o kavuşmalar, o çalınan kapılar, dönülen yollar, o güzel sözler, o pişmanlıklar, o öpüşmeler, o birlikte uyunulan huzurlu uykularla avuttum ben kendimi, onlarla silip attım yalnızlığımı, o hayalleri örüp duvar yaptım, duvarlarla ittim ben herkesi. Anladım ki hepsi ama hepsi boş. Artık hayaller yok, duvarlar yok. Tüm o hayaller seninle kurulduğu sürece asla doldurulamayacak bir boşlukta yaşıyor olacağım. Gerçek şu ki bitti. Neden, niçin ne farkeder işte bitti. Belki ben olduğum çin belki sen olduğun için. Belki biz yaşarken anlamamıştık ama aslında hiç uymamıştık. Şimdi o yollardan tekrar geçmek istesek dahi ben hala ayrıldığın kadınım sense beni bırakıp giden o adamsın işte.
Anladım ki ben de bir şeyler zor bitiyor ama bittimi hiç izi kalmıyor...
Anladım ki ben de bir şeyler zor bitiyor ama bittimi hiç izi kalmıyor...
Karma
Boş bir sayfaydı istediğim. Bomboş tertemiz bir sayfa. Daha önce kimsenin benim için yazmadığı şeyleri okuyabileceğim. Dönüp dönüp eski defterime karaladıklarıma bakmayacağım kadar içime yer edecek kelimeler bekledim. Bir aşkı bir kez daha kafasından koparıp ciğerimden söküp çıkarmak istedim. Geçip giden zamanlarım için ağladım, boşa akan yaşlarım için, kaçırdığım tüm fırsatlar için ağladım ve son bir kez de değmeyecek her şey için ağladım.
Üç Noktayla Bitirilmiş
Kırıldınız... Belli ki duvarlarıma çarptınız. Bin tane yol aradınız. Kapı bulamadınız, tırmanmaya uğraştınız. Işığımı göremediniz sokak lambaları getirdiniz aydınlatmaya çalıştınız.
Yıldınız... Ne yapsanız boşa çıktı. Beni bu yalnızlıktan kurtaramadınız. Kurtamazsınız. Anlatmaya çalıştım.
Dinlemediniz... Asla gerçek olmayacak bir hayale kapıldınız. Kurtarılmayı bekleseydim. Etrafıma örmezdim o duvaları. Her zorlayana biraz daha yükseltmezdim. Tüm kapılarımı kapatıp onlarıda tuğlalarla örmezdim. Işık sızdıracak tek bir delik bile bırakmadım.
Ne sandınız... Siz de diğerleri gibi ama diğerlerinden farklı olduğunu kanıtlamaya çalışan sadece sizmişsiniz gibi, olabildiğince sıradan erkekler gibisiniz. Bense bu farkı hissedebilecek kadar yaşamış sayılırım. Belki daha önceki hayatlarımda bile hep aynı kişiydim. Hiç değiştirilmeden yüzlerce kez belki bu sefer değişir umuduyla dünyaya getirilmiş. Adem ile Havva'nın bile diğer hayatlarında yasak elmayı yemiş olduklarını düşünmüyorum ama ne yazık ki ben hep aynı boku yedim.
Duvarlarıma çarpıp çarpıp kan revan içinde kalan ve önünde biriken ceset adamlar. Sizin için hiç üzülmüyorum. Tek bir göz yaşı bile dökmüyorum. Size hiç acımıyorum. Siz en başından kaybedenlersiniz.
Ve siz en taze ceset olan siz... Lütfen siz de diğerleri gibi uzanamadığınız ciğeri mındar etmeyin. Hiçbirinin ruh eşi ben değildim. Ben değildim elmalarının yarısı. Sizin de olamazdım. Çünkü ben hiç yarım kalmadım. Daha yarımı bırakmadım...
Subscribe to:
Comments (Atom)

