Hiçbir şey düzelmiyor. Geçen günlerin ardından adının çoktan silinmiş olması gerekmez miydi? Beynimdeki hücreler bile her geçen gün azalırken, sen büyüdün, yeşerdin, bir sarmaşık gibi kapladın her yanımı. Elin, yüzün, tenin kimbilir kaç kadının üstünde iz bıraktı. Bana dair bir şey kaldı mı peki? Yoksa kirlenmiş çarşaflarda mı bıraktın bana ait olanları? Yüzüm, ellerim, tenim silinip gitmiş olmalı. Tam bir seneyi doldurduk ve sen çok yol aldın, çok uzaklaştın. Bir yabancı olmaya hak kazandın. Niye hala burda dikilmiş yolunu gözlüyorum? Giderken arkandan su mu dökmeliydim, döksem işe yarar mıydı? Oluk oluk akıtmadım mı zaten gözlerimden? Ardından bakmak ve artık gözden kaybolmuş olman içimi acıtıyor. Her gün yıkıp tekrar inşa ediyorum kendimi. Beklemek uzun ve yorucu. Hiç sesin çıkmazken kendime hikayeler anlatıp oyalanıyorum. Hiç uğraşmadın mı diyeceksin? Uğraştım inan çok savaştım. Bir başkasının gözlerinin içine baktığım anda ise yenildim. Sevilmek istedim, yalnızlıktan kurtulmak istedim, mutlu olmak için mutlu etmek istedim ama yapamadım. Sana bir an için bile ihanet edemedim. Gözlerimi kararttığım zamanlarda bile kaçıp gittim, uzaklaştım. Ne mi olacak? Bilmem böyle geçip gidecek ömür. Belki pişmalıklar yaşanacak ardından. Koskoca bir yalnızlık içerisinde bir ömür geçecek. Çok güzel bir yemeğin ardından ağzımın tadını bozmayacağım ve tadın hep damağımda kalacak...
Subscribe to:
Post Comments (Atom)


No comments:
Post a Comment